Boocek.org

 

Karamsar edebiyatıyla tanınan Kafka yakın dostları Max Brod ve Gustavo Janouch tarafından fazla neşeli ve aynı zamanda eğlenceli ve esprili biri olarak tanımlanır. Bizler mektuplarında dahi onu karamsar olarak tanırız. Sanırım bunun sebebi sorunlarını yazarak dışa vurmayı tercih etmesidir.

Yaşadığı dönemde birçok kesim tarafından dışlandı. Başlıca sebebi ise Almanca konuşan Yahudi bir ailede doğmuş olması. Almanca konuşuyor olması Çekler tarafından, Yahudi olması ise almanlar tarafından kabul edilemez varsayıldı. Bu dışlanma Kafka’nın hayatına girerken yalnızlığı da beraberinde getirdi.

Yalnızlık demişken aile bakımından da talihsiz kendisi. Duygusal ve hassas bir anneye, çocukken ölen iki erkek kardeşe, toplama kampında katledilen üç kız kardeşe sahiptir.  Aynı zamanda hayatı boyunca özgüven eksiklikleri, duygusal ve cinsel anlamda sorunlar yaşamasına sebep olan sert ve güçlü bir baba. Kafka’nın en önemli noktasıdır babasıyla ilişkisi. Hatta söyle bahseder kitabında,

Asker selamı vermeyi ve asker gibi yürümeyi becerdiğim zaman desteklerdin beni, ama ben geleceğin askeri değildim ya da iştahla yemek yiyebildiğim, hatta yanı sıra bir bira da içebildiğim zaman desteklerdin ya da anlamadığım şarkıları tekrar edebildiğim veya senin en sevdiğin lafları senin peşinden geveleyebildiğim zaman, ama bunların hiçbiri benim geleceğimin bir parçası değildi. Ve aslında bugün bile, herhangi bir konuda, ucu ancak sana da dokunuyorsa, zedelediğim veya benim şahsında zedelenen (Örneğin Pepa beni azarladığı zaman) senin onurunsa destekliyorsun beni. O zaman destekleniyorum, bana değerim hatırlatılıyor, yapmaya hakkım olan hamlelere dikkatim çekiliyor ve Pepa mutlak bir biçimde mahkûm ediliyor. Ama şimdiki yaşımda artık desteğine neredeyse hiç ihtiyaç duymadığımı bir kenara bıraksak bile, ancak öncelikle söz konusu olan ben değilsem, gelen desteğin bana ne faydası olacak?

(Babaya Mektup)

Babasının despotluğu kötü bir çocukluk geçirmesine neden oldu. Böylece gördüğü baskı eserlerindeki karakterlere şekil verdi. Hepimiz biliriz Dönüşüm ’ünü. Babasının hayatındaki etkisini en çok bu kitapta yansıttığını hissederiz. Dönüşüm başlı başına bir dışlanmışlık bildirisidir. Kitapta böcek olarak uyanan Gregor Samsa Kafka’dan başkası değildir.  Ve bir de Dava’sı vardır. Bir sabah uyandığında bilmediği bir sebepten davalık olan ana karakter Joseph K. , Gregor ile ne kadar benzemektedir değil mi?

Kendi kendini ötekileştirme, suçluluk psikolojisi, kırılmış bir benlik… Franz Kafka.

 

Hazır eserlerine değinmişken Max Brod’dan bahsetmemek ayıp olur. Tanışmaları Prag’daki Cafe Arco’da gerçekleşti. Brod, Kafka’nın hayatı boyunca ilişki kurabildiği sayılı kişilerden oldu. Kafka’nın Brod’a  vasiyetiydi ölümünün ardından eserlerini yakması. Altında yatan sebep ise Kafka’nın özgüven eksikliği olması mümkün. Çünkü Kafka yazdıklarının hiçbirinin işe yaramadığını düşünen, sadece yazan bir adamdı. Brod ise tarihin gördüğü en faydalı ihaneti yaparak ölümünün ardından eserlerini yayınladı. Eğer Brod ihanet etmeseydi Amerika, Kale ve Dava romanları şuan toprağa karışmış ve yazık olmuş kağıt yığınları olacaktı.

Peki, bu adam madem eserlerini yayınlamadı ve biz onu sadece yazarlığı ile tanıyoruz peki bu adam geçimini nasıl sağladı?

 

Aslında Brod ile tanışması meslek hayatından geliyor Kafka’nın.  1901’de Prag Üniversitesi Hukuk Fakültesine girdi. (İlk eseri Bir Savaşın Tasviri bu yıllarda yazıldı.)  1906’da doktora ile Hukuk Öğrenimini tamamladı ve avukatlık stajını yaptı.  1907’de ise bir sigorta şirketine memur olarak işe girdi. (İşi hafif olduğu için aynı yıl Taşrada Düğün Hazırlıkları adlı öyküsünü yazdı) iş yerinde Brod ile arkadaşlık kurdu. Burada çalıştığı sıralarda kendisini çalışma düzenine yabancı görmesiyle birlikte yabancılaşma kavramı ile tanışmış oldu.  1912’de Felice Bauer’e yazdığı bir mektupta şunları söyler,

“…zaman kısa, direncim sınırlı, ofis kâbus gibi, evim gürültülü ve şayet keyifli, basit bir hayat mümkün değilse insan ustaca manevralarla kendine yer açmak zorunda kalıyor.”

 

 

Ve evet hepimizin bildiği bir kadındı Felice Bauer. Kafka’nın aşk hayatında yaşadığı en ağır darbe olarak tanımlanabilir. Felice ile iki kez nişanlanıp ayrıldılar. Takvimler 27 Aralığı gösterdiğinde son vedalarını etmişlerdi. Franz Felice’den ayrılıp soluğu Max’ın yanında aldığında yüzü bembeyaz kesilmişi. Ve birden bire ağlamaya başladı Kafka. Max’ın ise yaptığı tek şey onu izlemekti. Çünkü bu onun için korkunç bir olaydı. Franz sonraları günlüğüne şunları eklemişti,

“…duygusuzun tekiyim ben. Öyle bir haksızlık yaptım ki, bu yüzden zavallı bir kız işkence çekiyor, işkence aletini de kullanan benim.”

 

Peki Milena?

Kafka ve Milena aşkı bambaşkaydı. Derin ve sarsıcıydı. Çünkü Milena evli bir kadındı. Aynı zamanda gazeteci bir aktivistti. Kafka ile tanışması çevirmenliğine dayanıyordu.  Başlarda sadece çeviriler için mektuplaşırken zamanla kendilerini büyük bir aşka kapılmış olarak buldurlar.  Bir gün “ bu mektuplaşmamız çok saçma… Bana bunu açıklayın Profesör Milena.” diyen Kafka’ya cevap “ gel, beni kollarına al, seni seviyorum.” olarak geldi. Ve ilk bulaşmaları Viyana’da gerçekleşti. Fakat Milena yasak aşkına rağmen kocasından boşanmayınca Kafka defterler dolusu günlüklerini Milena ’ya vererek ilişkiyi bitirdi. Kafka yaşarken günlüğünü okuyabilen tek kadın olması Milena’nın ne kadar özel bir kadın olduğunu ispatlıyor zannımca.

Ve son sevgili Dora Diamant.

Milena ile ayrılmaları üzerinden bir ay geçmişti ki Kafka bebek bakıcısı olan Dora ile tanıştı. İlişkileri gayet ciddiydi ve birlikte Filistin’e yerleşmeyi düşünüyorlardı.  Fakat dönemin (İkinci Dünya Savaşı) getirdiği yoksulluk içinde yaşarlarken Kafka yaşam savaşı vermeye başladı. (1917’de akciğer kanseri teşhisi koyulmuştu). Basit bir gribe yakalanmıştı fakat hastalığı iyice ilerlemiş ve kanser gırtlağına kadar yayılmıştı. Cerrahi müdahale yapılamadı. Altı hafta boyunca sanatoryumda kaldı ve bu zaman diliminde onu oyalayan tek şey oyuncak bebeğine mektuplar yazdıran küçük bir kız çocuğuydu. Yazmaktan hiç uzak durmadı ve Kafka’nın Oyuncak Bebeği Hikâyesi böyle oluştu. Hastalığa daha fazla dayanamadı ve altı hafta sonunda 3 Haziran 1924’te hayata gözlerini yumdu. Kendinden sonra ölen anne ve babası ise onun mezarının yanına gömüldü. Kafka’nın babası ile mücadelesi ölümüyle dahi bitmemiş oldu.

Evet Sevgili Okur, bunların ardından seninle paylaşmak için can attığım bir animasyon var 🙂 İYİ SEYİRLER…

 


Yorum ekle

Instagram

Instagram has returned empty data. Please check your username/hashtag.

Gruba katılmayı unutmayın.

 
Bööcek.org
Facebook Grubu · 1.651 üye
Gruba Katıl
"81 il , 81 iyilik elçisi" sözüyle yola çıkan, her şehirden Doğa,Sokak hayvanları ile ilgili olayları anlatan, gelişime önem veren haber sitesi.
 

Sosyal Medyada Takip Et

Ateş Böceği Derneği

Siteyi Ziyaret Etmeyi Unutma !